Sene 1965-1966 Mersinli Uzun Hasan ilkokulu 2 nci veya 3 ncü sınıfa gidiyorum..Sınıfın benim de dahil olduğum yarıya yakını orta halli aile çocuklarıydık..Tek kışlık ve yazlık ayakkabılarımız vardı..Seneyi bunlarla çıkarırdık.Ama çoğunluk yoksul aile çocuklarıydı.Ayaklarında siyah lastik ayakkabı,üstlerinde okula başlarken ;büyükçe yapılan 5 yıl giyeceği siyah podyalar vardı..İzmir de önlüğe podya deniliyordu..Her çocuk ortalama 3 yıl giyerdi.Siyahtan kül rengine dönmüş rengiyle.. Bir gün teneffüs sonrası dersin başında öğrencinin biri: "Öğretmenin renkli kuru boya kalem kutumu çalmışlar"dedi..Öğretmenimiz Meral Hanım "Çantana ,ceplerine iyice baktın mı deyip kendi de kontrol etikten sonra....Bizden yaşça büyük çift dikiş kız öğrencinin yanına geldi..Eskimiş podya lı,
kirli saçları olan kızı tahtanın önüne çıkarttı..Önceden vukuatları olan kıza söylendi.."Sen aldıysan beni aratmadan ver arkadaşının kuru boya kalemlerini.."Kız çıtını çıkarmadan ,boynu bükük duruyordu.Gözlerim birden kızın ayaklarındaki lastik ayakkabılara gitti..Meral Öğretmen önce ceplerini ,sonra podyasının altına saklayabileceği her yeri aradı.Bulamayınca "Çıkar ayakkabılarını" dedi..Kız direndi .Omuz silkti..Öğretmen tokatı patlatıp "Sana çıkar diyorum" dedi..Kız Siyah lastik ayakkabıları çıkarınca sağ ayakkabının içinde kuru boya kutusunu gördük..Ezikliğin,korkunun ve içinde yaşadığı yoksulluğun çaresizliği ile sarsılarak ağlamaya başladı..Ben ve diğer arkadaşlarım bu sahne karşısında çok üzülmüştük.. O kızın kirli yanaklarında süzülen yaşlar yere düşmeden bizlerin yüreklerinin en gizli yerlerini ıslatıyordu..Ömürlerimizin sonuna kadar bilinç altımıza kazınarak...Halil İbo Sungur....Özkanlar 6.Ocak.2014 ÖZKANLAR..
HALİL HOCA
4 Ocak 2014 Cumartesi
23 Aralık 2012 Pazar
ESKİ BİR DOSTA MEKTUP Çok eskiydi zaman bizlerin genç oldukları an...Bir dostu tanımıştım.Öylesine naif ,duygulu,verici . Bölüştük ekmeğimizi,çayımızı düşüncelerimizi.Paylaştık o şimdiki hayatları ve yarına ait hayalleri. Fakat hayat sandığımız gibi değildi.Gün geldi yollarımız ayrıldı.Biten her güzel şey gibi.Yıllar sonra yalnızlar rıhtımında.Karşımda buldum onu.Değişmişti oda benim gibi.Beden değişirdi her nasılsa ama yaşananlar birer,birer askıda durmakta hatıra dolabında.Çıkarıp giyebilirim zannettim.Yine oturup dertleşirim sandım.Ama yanılmışım.Hayatın zorluğu,şartlar onu hırçın ve geçimsiz yapmıştı.Kendine düşüncelerinden bir duvar örmüş. mahpus etmişti kendini.. Yine söz döndü dolandı "İnsan nasıl yaşarsa öyle düşünürmüş e dayandı" .Bana da bunu kabullenmek kaldı. Hoşça kal dostum hoşça kal,güzel hatıralar..22.12.2012 H.İ.SUNGUR
Biraz hayal Çokça Gerçek
BİRAZ HAYAL ÇOKÇA GERÇEK Sabah erken saatlerde hastane bahçesinde idim.Hava serindi.Muayene sıra numarası almış kuyruktan çıkmıştım.Kahvaltı için epey vaktim vardı..hastane kantininde karnımı doyuruyordum. Gri üstüne bej rengine yakın benekleri olan bir köpek dikkatimi çekti..Karnı şişkindi,hamileydi ve üstelik çok açıkmıştı..Kahvaltı yapanların yanında ,bir yiyecek atılmasını bekliyordu. Kimsenin umurunda değildi..Dayanamadım yerimden kalktım.Kantinden içinde peynir ve salam olan soğuk bir sandviç aldım..Köpeğin yanına gittim.Bir ağacın dibinde paketi açtım.Bir-kaç saniye içinde sandviçi adeta yalayıp yuttu..Sonra sessizce hastane duvarının kenarında bulunan çalıların içinde kayboldu..aradan uzunca bir zaman geçti..Belki iki veya üç ay.tekrar ufak bir rahatsızlık için hastaneye gittim.Banka oturmuş sıramı beklerken ,nereden çıktığını bilmediğim üç köpek yavrusu pantolonun paçalarını koklayıp;ayaklarımı yalamaya başladılar..Şaşırdım anlam veremedim.Fakat birinin gri üstüne bej benekli olması bana bir şeyler hatırlar gibi oldu.. Sağ tarafıma dönüp anne köpeği gördüğüm an her şeyi anladım... Evet oydu, yaklaşık üç ay önceki köpekti.hamile iken ona verdiğim sandviç için yavruları ile teşekküre gelmişti.Bunu bana bakan ıslak gözlerinden anlamıştım.. 13.11.2007 Trafik hastanesi --Bornova.
21 Kasım 2012 Çarşamba
Gizli Bahçem Sen benim içimdeki gizli bahçemi bilirmisin. Dökülmüş sarı yaprakları.. Çiğnenmiş kuru otları bilirmisin . Kulaklarımda durmadan çalan aşk şarkılarını duyabilirmisin... Ve her sabah uyandığımda dalların arasından bana uzanan. Günesin ışığını görebilirmisin. Sokağa terk edilmis kedi yavrusu gibi ; kucağına alıpta beni çıkarsız ve karşılıksız severmisin. Halil İ.Sungur 22.11.2012 Bornova..
12 Kasım 2012 Pazartesi
"SİMYACI" ADLI KİTAPTAN AKLIMDA KALANLARA DEVAM "BİR DÜŞÜN GERÇEKLEŞMESİNİ BİR TEK ŞEY OLANAKSIZ KILAR.BAŞARISIZLIĞA UĞRAMA KORKUSU." "UMUTSUZLUĞA TESLİM OLMA,YOKSA YENİLMENE NEDEN OLUR." "DÜNYA TANRININ SADECE GÖRÜNEN BİR PARÇASIDIR.." "ÇÜNKÜ AŞK NE ÇÖL GİBİ HAREKETSİZ DURMAKTAN,NE RÜZGAR GİBİ DÜNYAYI DOLAŞMAKTAN,NE DE SENİN GİBİ DÜNYAYA UZAKTAN BAKMAKTAN İBARET DEĞİLDİR."(Simyacı güneşe söylüyor.) "BİR KERE OLAN BİR KERE DAHA ASLA TEKRARLAMAZ.AMA VE LAKİN İKİ KERE OLAN MUTLAKA ÜÇÜNCÜ DEFADA OLACAKTIR." "HİÇBİR İNSAN DÜNYANIN KADERİNİ DEĞİŞTİRECEK BAŞROLDE OYNADIĞINI BİLEMEZ.EN ÖNEMSİZ KİŞİ BİLE DÜNYANIN YAZGISINI DEĞİŞTİREBİLİR." YER:Balıkesir Tarih:25,10,1997 saat.22,50
"SİMYACI" ADLI KİTAPTAN AKLIMDA KALANLAR "Karar vermek,alıştığın şey ile sahip olmayı çok istediğin şey arasında seçim yapmaktır.." "Narkissos için ağlıyorum ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmemiştim ben .Narkissos için ağlıyorum,çünkü sularıma eğildiği zaman;gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum." "Tanrıların dilekleri olmaz,çünkü tanrıların kişisel hayat hikayeleri yoktur.." "Her zaman, ne istediğini bilmek zorunda olduğunu anımsa;" "Bir şeyi gerçekten istediğin zaman ,arzunu gerçekleştirmek için bütün evren işbirliği yapar." Yer: Balıkesir Tarih.25,08,1997
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)




